Bu haberi paylaş 

Bu haftaki ve altıncı konuğumuz Mali Müşavir ve toplum gönüllüsü sevgili Emin Semih Özkök...

Hafta Sonu Sohbetleri kapsamında bu hafta mesleğinde 32 yılını dolduran, sivil toplum çalışmaları,örnek davranışları ile kendinden söz ettiren ve yüzündeki gülümsemesi eksilmeyen sevgili Semih Özkök ile Mado'nun keyifli ortamında güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Harika bir sohbet oldu. Misafirperverlikleri için Ünsal Bey'e tekrar teşekkür ediyorum.

İşte Haftasonu Sohbetleri - Bölüm 6;

Hafta Sonu Sohbetleri / 6 - 21.03.2015
Röportaj: Aykut ATEŞ
Konuk: Emin Semih ÖZKÖK, Mali Müşavir, Toplum Gönüllüsü
Mekan: Mado, Kdz.Ereğli

Sevgili Semih ÖZKÖK,  Öncelikle ereglideyasam.com internet sitesi ziyaretçileri adına bizi kırmadığınız ve vakit ayırdığınız için teşekkür ediyorum.

1. Kısaca bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Ereğli’de mi doğduğunuz? Eğitimi hayatınız nasıl geçti?
1955 yılında İstanbul’da doğmuşum. İkiz eşiymişim. O dönemde büyükler doğumumun Ereğli’de çok zor olabileceği için kaygılanmış ve annem buradan vapurla İstanbul’a götürülmüş. Teyzemin evinde fakat yine ebe nezaretinde dünyaya gelmişim, doğum esnasında kız olan ikiz eşim ölmüş. Belki de bu nedenle kız kardeş eksikliğinden, kız çocuklarına, kız arkadaşlarıma ve hanımlarına karşı sevgim bu nedendendir. 4 aylıkken İstanbul’dan Ereğli’ye dönüyorum. O süreçte annem ve babam ayrılmış. Annem ev hanımı, babam Hava Kuvvetleri’nde Yarbaydı. Daha sonra emekli oldu ve sonrasında 2000 yılında vefat etti, kaybettik. Eğitimime Nimet İlköğretim Okulu’nda başladım ve çok özel yıllardı.  O zamanlar çocuk oyunları vardı. Hatta ‘Ayağım toprağa bastı’ diye bir oyun vardı. İstop vardı, yakar top vardı. Şimdi okulların bahçesinde neredeyse toprak yok. Daha sonra ortaokulun ardından Ereğli Lisesi’nden mezun oldum. Yıllar sonra güzel bir fırsat oldu. Mezunlar Derneği’nin kurucularından oldum. Eski arkadaşlarımızla bir araya geldik, çok kayıplarımız oldu. Ereğli Lisesinin 26.000 üye sayısı var ve Ereğli Lisesi, aslında Ereğli’nin Darrüşşafakası, öyle bakmak lazım. İsmi ile müsemma,ayrıca kalitesi de vardı. 1971 yılında 42 olan sınıf mevcudumuzun 41i üniversiteye yerleşmişti. O dönemdeki öğretmenlerimiz süper ötesi insanlardı. Hasan Ayata adlı bir hocamız vardı, kulakları çınlasın, bayrak töreninden sonra bizi alırdı kafamıza vura vura ders çalıştırırdı. Hiç böyle bir görevi yoktu, para falan almazı, böyle bir sorumluluğu da yoktu. Sadece adam olmamızı isterdi, “Adam olacaksınız” derdi.

Naciye Kıpçak gibi çok değerli öğretmenlerimiz vardı. Aslında biz hocalarımızı severdik, ‘korkmazdık’. Onların telkinleri, terbiyeleri ile büyüdük. Sınıf içerisinde dayanışmamızda çok güzeldi. Hatta Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı hikayesini 45 yıl önce yaşadıklarımıza benzer bir hikaye olduğunu belirtmek isterim. Bakın şu an ben o günleri aynı heyecanla anlatıyorum. ‘Kapılarınız açıksa, o kapılardan insanları içeriye alabilirsiniz. Yeter ki kapınız açık olsun’.

Liseden sonra İstanbul Üni. İktisat Fakültesine yerleştirildim, 318,37 puanla. O zaman yerleştirmeler şu andaki gibi değili. Önce 4 hafta siyasal bilimlerde okudum, sonra 6. hafta da yerleştirildik. Okulumu döneminde bitirdim ve 21 yaşımda askere gittim. Konya 480. Ulaştırma taburunda – ki beklide askerliği 18 ay yapan son dönemdik- yaptım ve 1979 Mayısta terhis oldu. Sonra Ereğli’ye döndüm ve dayımla birlikte Pestilci Koll.te çalıştık. Bir süre sonra mesleğimi icra etmek için 1983 yılında ayrıldım. Bu yıl 4 Kasım’da 32 yıl bitecek.

Ve evet Öznur Hanım.. Öznur Hanım ile çok güzel bir tanışma hikayemiz vardı. Kendisiyle Erdemir mensuplarının düzenlediği bir gezide tanışmıştık. Daha sonra 24 Nisan da söz kestik, 31 Temmuz da nişan yaptık ve 21 Ekim 1982de evlendik. Sonra 1984 de Taylan dünyaya geldi ve 1992 de Nazlı dünyaya geldi. Böyle hızlıca geçen bir dönem.

2. Sektörde uzun süredir kuralları olan bir muhasebeci olarak hizmet veriyorsunuz. Mali Müşavir olarak bölgedeki çalışmalarınız nasıl gidiyor? Ereğli’deki ekonomik durum müşterilerinizi nasıl etkiliyor?
29 yıl 3 ay kira ödediğim yerden geçtiğimiz yıl sonu kendi mülkümüz olan yere geçtik. Çok güzel günlerimiz geçti. Düşünüyorum da örneğin 1987 yılından bu yana 58-60 beceri eğitim öğrencisi yetiştirdim.1963 yılından bu yana her yaz Üniversiteden gelen 64 üniversite öğrencisine staj imkanı sağladık. Aralarından şimdi doçent, bankacı, banka görevlisi gibi bir çok değer kazandırdık. Geçmiş yıllarda bazen kuruluş yıldönümü kutlamaya kalkıyorduk, koca bir salonu biz dolduruyorabiliyorduk.

Ereğli’de 70in üzerinde büro bulunuyor. Bu mesleği layığı ile yapabilmek için belli sayıda defter sayısında tutmak gerekiyor. En azından benim 32 yılda edindiğim izlenim bu. Siz çok para kazanmak adına, çok defter tutarak bunu sağlamaya çalışırsanız o defterlere olması gereken hizmeti veremezseniz. Önce emek verecek, emeğinize saygı duyacaksınız sonra insanların sizin emeğinize saygı duymasını bekleme hakkını elde edeceksiniz. Meslek etiği olarak da vatandaşın hakkını devlete, devletin hakkını da vatandaşa geçirmeyeceksiniz.

Ereğli ekonomik olarak pike şeklinde aşağı doğru gidiyor. Nasıl çözeriz aramak zorundayız aslında.. Mesela büyük AVMlerin Ereğliye gelmesi nedeniyle bir çok küçük esnafın dükkanını kapattılar. Örneğin 29 tane bakkal defterim vardı,şu anda bir tane var. 28i dükkan kapattı.

1994 ve 2001 krizini Ereğli hiç hissetmedi. Erdemir çok büyük paralar veriyordu, henüz özelleşmemişti ve Ereğli’nin ekonomisi canlı duruyordu. Ereğli bu süreçte tedbirsiz yakalandı. Çok da iyiye gitmiyor. Ancak Ereğli insanı, yerel yönetim çözümler bulmalı ve bunlara sığınmamalı. Bence Ereğliye bir üniversite ve ya fakülte gerekiyor. İlçelerde üniversite olmaz lafına sığınamadan , belki de dünya da belki de Türkiye’de ilk kez bir ilçeden devlet üniversitesi için bir araya gelinebilir.

Nasıl bir fakülte için talepte bulunan, ya da rahmetli Barış Akarsu’nun 1. çıkması için meydanlarda cep telefonlarından sms gönderen, sinerji yaratan bir Ereğli varsa, bu güçlerini Ereğli halkı, kendı çocukları ve geleceği için kullanmak zorunda. Bunu yapmazsa farkında değil geleceği yok. Ereğli’deki sorunlarla ilgili herkesin kendine ait sorumlulukları var. Sivil insiyatif olan her birey gerektiğinde ilgili mercilere ulaşmalı ve bu konuda kente karşı,sorumluluklarını yerine getirmeli.

3. Ereğli’de bugüne kadar birçok sivil toplum kuruluşunda aktif görevleriniz oldu. Bu süreçlerde farklı çalışmalar yaparak toplumu gönüllü olarak  bilinçlendirmeye çalışıyorsunuz.. Hatta düzenli olarak yaptığınız etkinlikler bile var. (Kadınlar Günü) Bize biraz bu çalışmalardan bahseder misiniz?  
Ereğli’de bir çok dernekte çalışmalarım oldu. Mali Müşavirler Muhasebeciler Birliği Ereğli Şubesi kurucularındanım, Çevre Koruma Derneği üyeliği yaptım, Cumhuriyet Kadınları Derneği ilk ve tek erkek üyesiyim, Tarih ve Doğa Kült. Yaşatma Derneği üyesiyim, Turkuaz Derneği kurucusuyum ve Ereğli Lisesi Mezunları Derneği Kurucu üyesiyim. Sivil toplum çalışmalarında en son Atatürkçü Düşünce Derneği Batı Karadeniz Bölge Sorumlusu görevi ile taçlandırıldım.

Bunun dışında  düzenli olarak mesela 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde çiçek dağıtıyorum. Ya da 5 Nisan da Avukatlar Gününde onları dolaşırım yada 14 Mart Tıp Bayramında doktor arkadaşları dolaşırız. Bunlara keyifli zaman ayırabiliyorum ve herkesin özün göstermesini düşünüyorum.



4. Bildiğim kadarıyla Ereğli’deki ciddi arşiv yapanlardan birisiniz? Bu merak nasıl başladı. Bugüne kadar ne gibi koleksiyonlarınız oldu? Bildiğim kadarıyla dedenizden kalma bir de madalya var?
Koleksiyonculuk, çok küçük yaşlarda başladı, mesela pul biriktiriyordum. O zamanlar parayla satın alınıyordu onlar ama sonra devam etmedim. Kartpostal saklarım mesela. En son el yazısıyla ne zaman mektup yada kartpostal aldınız. Düşünebiliyor musunuz?

Gazete arşivlerim oldu. Bir kısmını bir süre önce kütüphaneye bıraktım. Bir kısmını da - Dünya Gazetesinin eklerinin yer aldığı arşivleri- Eğitim Fakültesi kütüphanesine bırakacağım. Orada yararlanılsın istiyorum. Ve ayrıca dedemden kalma bir İstiklal Madalyası var. Ailede en büyük erkek çocuk taşıyor ve protokol gereği törenlerde takılması gerekiyor.


5 .Dünyadaki birçok değişim ile birlikte Kdz. Ereğli de farklı bir süreçten geçiyor. Ereğli’nin geleceği hakkında sizin görüşleriniz nelerdir?
Ereğli hak etmediği bir süreçten geçiyor. Ereğli bütün enerjisini doğru bir biçimde kullanabilir. Bir kere, kurumlarıyla, kişileriyle çevresiyle barışık olmalı, maalesef bu şekilde görünmüyor. Ereğlinin kentleşme süreci içinde de yaşadığı sıkıntıları oldu. Mesela şehrin göbeğinde ki Aycity AVM . Ereğli’nin yüreğine saplanmış bir hançerdir burası. Nasıl buraya izin alındı, kimler izin verdi? Ayrıca şehrin merkezinden hastanenin, adliyenin ve belediyenin uzaklaşması merkezi bitirdi ve terminal ile daha da kötü olacak. Bunlar gibi bir çok sıkıntı var ve çözümsüzlüğe giden bir süreç...

Kısa kısa..

1. Sizce başarının anahtarı nedir?
Disiplin ve Çalışmak.

2. Hayattan en büyük beklentiniz ile “Tek kelime” ile ifade eder misiniz?
Memleket Sedası

3. Hayattaki en büyük başarınız nedir?
Demokratik ve mutlu bir ailemin olması. Evde bir perdenin renginin değişiminde bile kasenin içinde kapalı oylama yapılır.

4.Hayattaki en büyük hayal kırıklığınız nedir?
Tanıdığım insanları tanımamış olmak

5. En son okuduğunuz kitap hangisi? Okuyucularımıza hangi yazarları okumalarını tavsiye edersiniz?
Kitap okumak konusunda biraz tembelim aslında. En son Şu Çılgın Türkler kitabının tadında bıraktım. Bu aralar kızım 1984’ü önerdi. Ona da henüz başladım. Ben romandan çok daha fazla yaşanmış olayları okumayı seviyorum.

6. Peki sinemada izlediğiniz en son film? İzlemekten keyif aldığınız yerli/yabancı aktör/aktrisler var mı?
Unutursam Fısıldayı izledim. Çok da keyifliydi. Bence Sinema mutlaka sinemada izlenmeli.

7. En son hangi sanatçının konserini canlı izleme imkanı bulduğunuz? Dinlemekten zevk aldığınız müzik türleri hangileri?
Turkuaz Grubu konserini izlemiştim. Türk Sanat Müziği dinlemeyi ve söylemeyi seviyorum.

8. Genel çevrenizin bilmediği farklı bir hobiniz var mı?
Akordeon çalmak. Akordeon dersini aldıran annanemdi. Aslında kendisi "kara çarşaflıydı" ve klasik müzik dinlerdi. 1961 senesinde beni İstanbul'da bir akordeon hocasına götürdü, akerdeon aldırdı. Öğrendim ve hala duruyor. Ve ne hoş ki akordeon hocamı yıllar sonra buldum.

   
Şu Çılgın Türkler
Hikmet Anıl Öztekin
1984
George Orwell
Unutursam Fısılda
Son olarak kısa sorularınızı sormadan önce paylaştığınız bu bilgiler için sizlere tekrar teşekkür ediyor, ekibimiz adına gelecek dönemdeki çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
 

 



 
 
                 
  + Haber
+ Konaklama + Belediye
         
  + Sinema
+ Kdz.Ereğli'yi Keşfet
+ Nöbetçi Eczane
         
  + Etkinlik
Foto Galeri
+ Ulaşım
ereglideyasam.com internet adresinde bulunan fotoğraf ve bilgiler izinsiz kullanılamaz. Sitede yer alan kullanıcı yorumları yorum yapan kişinin şahsi düşünceleridir ve ereglideyasam.com sorumluluğunda değildir..
  + Yeme İçme
+ Rehber
   
         
               
ereglideyasam.com bir Aykut ATES Creative Studio projesidir. @ 2009